herkes dağınık bir şekilde oturmuş,sessizce öğretmen kürsüsüne benzeyen şeyin arkasında konuşan konuşmacıyı dinliyordu. setlerdeki zorluklardan,çalışma saatlerinin fazlalığından ve bunun gibi şeylerden bahsediyor,her nefes alma aralığındaysa konuşma sırasında sessizce dinlemeci olan ama en ufak bir boşlukta konuşmaya dahil olan abla atlıyor,bir iki kelime de o söylüyor,bu şekilde devam ediyordu toplantı.o sırada da üniversitedeki gibi basit bir sistemle
bir kağıt ortada dolaşıyor ve gelenler isim,soyisim yazıp en şahşalı imzalarını atıyorlardı. biliyordum o kağıt er ya da geç bana da gelecek ve imza atmadan nasıl sıyrılacağım konusunda en ufak bir fikrim yoktu. çünkü ben bir yabancıydım.konuşan konuşmacı en nihayetinde sözü bitirmiş ve orada olanların fikirlerini alıyordu.o herşeye atlayan abla kaldığı yerden devam ediyor,biri söz alınca sanki göbekleri beraber kesilmiş gibi bir ahenkle ona eşlik ediyordu. sanırım herkeslen göbeği bir kesilmişti. o sırada bukete göz ucuylan baktım. olaya oldukça hakimdi. sanki o da benim gibi bir yabancı değil,buranın bir yerlisi gibi davranıyordu. yüzündeyse ”hay amuna koyam,neden kağıt kalem getirmedim,ne güzel not alırdım” gibisinden bir ifade vardı. toplantı bitmiş,kararlar alınmış,herkesin yüzünde mutlu bir ifade vardı. ben de imza atmaktan ”ben alttan alıyorum” diyip yırtamayacağımı anlayınca sahte bir isim,soyisimle imza atıp,”acaba başıma bir iş gelir mi lan” düşünçesiyle yanıp tutuşuyordum.
buket bana ”iyi oldu geldiğimiz,amma şey öğrendik değil mi? ” diye sordu. bense o sırada nokya 3310′uma bakıp içerde geçirdiğim süreyi hesap etmeklen meşguldüm. tam tamına 2 buçuk saattir içerdeydik. üniversitede hep sınavlara güzel bir asistan girmesini dilerdim.devamı;
http://aysberg.org/2010/02/yaziyorum-da-noluyo-43-mini-hikaye/


*herhalde şu yerinyüzeyindeki en büyük hayal kırıklığı tivitırda followladığımın beni followlamamasıdır. o an kendimi öylesine bir hiç gibi hissediyorum ki anlatamam. mönitörü kapatıp ağlamışlığım var desem yalan olur ama çok üzülüyorum bu durumda. ben çektim başkası çekmesin diye beni followlayanları elimden geldiğince followluyorum. iyi insanım aslında lan ben.
*yıllardır büyük bir yalnış içersindeyiz dostlarım. evet yanlış bile değil yalnış içersindeyiz. yıllardır hapşurana çok yaşa deyip,öksüreni pas geçmedik mi ? şimdi size soruyorum,sizce hapşıranın mı çok yaşamaya ihtyiyacı vardır,yoksa öksürenin mi ? ben hiç hapşırdıktan kısa bir süre sonra öleni görmedim. zaten nasıl becerip öldüyse hapşırıkla, haketmiş o ölmeyi. ama öksürük yüzünden öleni gördüm.
falan filan. belki arama şartları uygun olsa yine aramayacaktım. neyse ben de en nihayetinde kavuştum hepisine birer birer. ama hepsi bildiğin adam,kadın olmuş lan. yolda görsem abi çekerim yane,o derece. hepisi olgun olgun bireyler. hayat onları benden daha fazla yormuş sanırsam,bu kadar olgun olma sebepleri bu olsa gerek. allahtan benim böyle sisokko şeyler yazdığımı daha bilmiyorlar da bu satırları okumayacaklar. veya okuyacaklar ve kılasik ilkokul buluşma eventsinde ağzımı burnumu kıracaklar.

